Dostlar
 

ufuktakisiirler.com da küçük yenilikler yapılmış bulunmaktadır. Umarım beğenirsiniz.

Sevgi ve saygılarımla

 
SİZDEN GELENLER

Sizden gelenlerde şiirlerinizin yer almasını istiyorsanız şiirlernizi ufuk@ufuktakisiirler.com a

mail ile gönderiniz.

 

Adı yok bu şiirin

Bir kavgam var bu dünyada adını sanını bilmediğim düşmanlarımla
Bir aşkım var, hiçbirzaman bilemeyeceğim diyarlarda
Ve rüyalarımda adını sanını bilmediğim kimseler hesap soruyor
Bilmediğim düşmalarım ve tanımadığım aşkım adına

Bir fizik teorisi gibi düşüncelerim belirsiz, ispatlanamamış
Ruhumla verdiğim şavaşta hep yenilen işte bu düşünceler
Tutsak duyguların gölgesinde geleceğe secde eder

Bir martının sırrını paylaştığım zamanlar...
En kararlı halimle denizlere meydan okudum
Bir dalga alıp götürünce benliğimi yanlızlıklardan
Hem denizlere hem martılara küstüm

Kimsesiz yağmurlarda kimsenin düşünmek istemediği kan düşünceleri
Kimsenin olmak istemediği diyarlarda avutulan gençliğim
Gençliğimden kalan düşüncelerimin aynada bana gülümsemesi
Ve bir sabah kan ter içinde uyandığımda...
Sadece ve sadece bunlar kalmış avuçlarımda

Ellerimle şakaklarıma gömdüğüm yanlızlık
Cesaret bulunca çıkacak olan kabuslarım haykırış ve iniltile arasında sonbahar sabahları
Ve sinsi yanlızlığımın kabuslardan aldığı cesaret
Belkide benim yanlızlığımı birbaşkasına anlatıyor..

Uzak diyarlarda ana duası, birden yalnızlığımı tırpanlıyor
Yüreğimdeki karabulutlar kaçarken
Günüme avuç dolusu güneş serpiyor
Ve ben artık zamanın gölgesinden sığrılıp
Anamın duasında kendime geliyorum
Artık gecelere değil
Yaradana sığınıyorum

Oğuzhan KAYA
Mecidiyeköy 2004

 

SENSİZLİĞİ EZBERLEDİM

Gülümsemeden ibaret, siyah saçları darmadağınık
Gözlerinde dünden kalan bir endişe, yarına dair bir korku
Sardığım yüreğime onu, yorgun bir akşamüstü
Yağmurlarla konuşmayı öğretti, usulca dokununca yüreğime
Ve ben yağmurlarla konuştuğumda gözlerinde kayboldum

Bir gün ansızın koptu kıyamet, kalakaldım tek başıma çırılçıplak
Ve içimde binlerce dinamit patladı, binlerce kez öldüm
İçimde sensizliğin başlattığı bir yangın, gözyaşlarımdan beslenmekte
Ne yazık ki içimde her gün bir çiçek ölmekte

Bir gün ansızın koptu kıyamet, başıma üşüştü tüm leş yiyiciler
Ruhum çekilirken bedenimde, kendimi kargalara bıraktım
Hazırlıksızdım, hava soğuktu ve ben yalnızdım
Sensizliği yasarken, sözlerin sardı bedenimi ve yırttı geçti ruhumu
Sonunda avuçlarında parçalandı korkak yüreğim,
Bebek çaresizliğinde sensizliği soludum.
Kalakaldım ve ben katiline gülümseyen bir ölüyüm artık
Vicdanım sokaklarda yalnız ıslanmakta
Ruhum kimsesiz bebeklerin terk edildiği yerde derbeder
Artık sinsi akşamlardan besleniyorum kederime aldırmadan
Artık senin kokunla sarhoş yerlerde gezinirken, umarsız
Bir çığlık kadar tedirginim üzerime sensizlik sinince

Arka sokaklarda unutulmuş kahvehanelerin sinsi köşelerinde saklanıyorum.
Geceleri kimsesizler gibi dolaşıyorum ıslak kaldırımlarda
Şakaklarımdan akıp gelen acıyı böğrüme gizliyorum
Bir yaz akşamında sakladığım sıcaklığı kimse ile paylaşmıyorum

Gece oldu mu isyankâr bir acı yüreğimi dağlar
Bırakırken geriye boynu bükük hayaller
Gül kokusuna hasret bülbüllerle dertleşiyorum
Gecenin içimi yaran sıcaklığında kaçarken
Güneşin ışığında tekrar kavruluyorum

Bir gün ansızın koptu kıyamet
Hayallerimi yıkan gül, kaderi suçladı,
Oysa ben kimseyi suçlamadım, suçlayamadım çünkü yalnızdım
Başımı ellerimin arasına aldığımda,
Savaş meydanında ordusunu kaybetmiş bir komutandım.

Senden kalanları benden çıkarıyorum
Artık kendimi yenilenmiş değil eksilmiş buluyorum
Hiçliği yaşıyorum, kendime acıyorum
Sensizliği ertesinde kaçak duygularla beslenmekteyim
Sen ise ruhuma misafir olmuştun
Artık yüreğimin en güzel yerinde otur

Bıraktım artık gamı kederi, senden kalanlarla yaşıyorum
Atamıyorum bir türlü içimden seni,
Çünkü sonuçta hep sen oluyorum,
Binlerce kez yenilesem de kendimi binlerce kez eksilen hep ben oluyorum

Soğuk bir rüzgâr yüzüm de gezer
Ezberletir bana senden kalanları
Unutmak artık bu ruh için vazgeçilmez bir gerçektir
Belki unutmak değil sensiz yaşamak ruhun acısı

Artık acılarımla yaşıyorum ve sensizliği ezberledim.
Şimdi artık sana dualarımı gönderiyorum

Oğuzhan KAYA
Çanakkale, 02 Kasım 2005

 

Hani en güzel yerinde hayatın
Karşılaşırsın onunla
Bir umutla bağlanır
Hiç üzülmeyeceğim dersin.

Hiç ummazsın seni üzmesini
Hiç bırakmayacak beni dersin
Bilmezsin ki sevmiyor seni
Umurunda bile değilsin.

En güzel yerinde hayatın debelenir durursun
Kimse işitmez sesini
Hepsi senin günahınmış gibi
Düşünürsün akşam sabah.

Artık sende farkındasın her şeyin
Sevdim ama sevilmedim dersin
Tüm günahlarını sanki tek işlemiş gibi
Sen SİNEYE ÇEKERSİN

Gizem Bulut
Gönderilme tarihi, 09.04.2006

 

YOLCULUK

Bugün bir yolculuğa çıkmaya karar verdim,
Topladım uzun, siyah saçlarımı..
Rahat bir pantolon geçirdim üstüme,
Fıstık yeşili bir t-shırtle hiç de fena olmamıştı.
Gözlerimin yeşili daha bir belirdi sanki.
Aynada gözlerime takıldım sonra.
Eskisi gibi ışıl ışıl parlamıyorlardı,
O ışıltının ne zaman söndüğünün bile farkında değildim.
Hayat gözlerimin önünden geçiyordu ama ben hayatın bile farkında değildim.

Mavi demir kapıdan çıktım,
Sıcacık güneş gülümsüyordu bana,
Ama ürpertici rüzgâr güneşin sıcaklığını alıyordu bedenimden.

İçimdeki kız çocuğunu bulmaktı niyetim.
Elimde ona sarılması için vereceğim kocaman bir bebek vardı.
Hep hayalini kurduğu,
Sarılıp uyumak istediği bir bebek.

Gönlümde yaşayan herkesle konuştum,
Gittiğini zannettiğim ama hala orda olan insanlar vardı.
Uzun zamandır görmediklerim,
Hepsi kız çocuğunu görmediklerini söylediler.
Bir yerlerde oyuna dalmıştır diye dolaşmaya başladım.
Koşuşturmaktan kızarmış suratıyla çıkardı elbet karşıma

Bir uçurumun kenarında sallanan koltuk vardı.
Hani şu çizgi filmlerde yaşlı tonton ninelerin oturduğu,
Torunlarına masallar anlattığı, bambudan yapılmış koltuklardan,
Minik bir el sallanıyordu koltuğun sol yanından,
Koltuk rüzgârın esintisiyle hafifçe sallanıyordu.
Uyuya kalmıştı belli ki,
O kadar koşturmadan sonra normaldi elbette.

Uyandırmamak için usulca yanaştım yanına,
Bebeği özenle kucağına yerleştirecektim.
Uyandığında sarılsın diye.
Kolunu tuttum, buz gibiydi.
Yüzüne, ellerine dokundum,
Minik dudakları mosmor olmuştu.

İnanmak istemedim,
Ölemezdi o, yaşamalıydı,
O yaşamalıydı ki gözlerimin içi de parlayabilmeliydi..
İşte o zaman anladım,
Gözlerimdeki ışıltı o kız çocuğu öldüğünde sönmüştü.

AyCar'S