Dostlar
 

ufuktakisiirler.com da küçük yenilikler yapılmış bulunmaktadır. Umarım beğenirsiniz.

Sevgi ve saygılarımla

 
ŞİİRLERİM

 

Kimi tepeden bakmış
Kimi gözleri kapalı dinlemiş
Bazıları Heybeli'de mehtaba çıkmış
Bazıları Süleymaniye'de huzur bulmuş
Boğazda rakı içerken aşık olanda var
Kızkulesi'nde dört bir tarafı görende
Hepsi iyi de
Seninle İstanbul'u yaşayan var mı?

Bize, çocukken ayıp dediler
Büyüdük, çocukla çocuk olma dediler
Yaşlanıyoruz, onlar genç diyorlar
Bakalım daha neler duyacağız
Ne zamanlama ya!

Masal gibi aşk yaşıyorlarmış!
Yani?
Masal gibi: Olmayacak biçimde
Hayal âlemindeler...

Bu dünyaya ağlamak için gelmedin
Güleceksin
Dikkat et, gülen gözlerinle
Dünyayı bir başka göreceksin

Rüya gibiydi o yaz akşamı
İşte bu demiştim
Yanıma sokulup tanıştığında
Can yakan gülüşün
Hele o gamzelerin var ya
Hala aklımda
Yüzlerce insan yoktu sanki
Bir sen vardın inan ki
Hala da bir sen varsın
Sen kim misin?
Aynen sensin...

Yıllar sonra karşılaştım eski bir dostla
Bir orman içinde, kulübede
Çocukluğum beraberce geçmişti
Kışları aynı odada yatar
Yazları bahçede beraberce oynardık
Sevinçle koştum yanına
Çocukluğumdaki gibi
Tutmak istedim, yaklaştırmadı
Kızmıştı
Şöyle bir baktım
Yüreğimdi sanki
Alev alev yanıyordu
Eski günler gibi
Yine yanında kedi uyuyordu
Oturdum yanına
Hasretle bir birimize baktık
Suçluydum
Utancımdan kediyi sever gibi yapıyordum
Anlamıştı, bir ara duraladı
Başladık sohbete
Çocukken üstüne kar atar
Geçer seyrederdim
Sinirlenir bağırırdı
Büyük keyif alırdım
Çok sinirlenmiş olacak ki
Bir defa attığım karı elime fırlatmıştı
Canım çok yanmıştı
Anılar, anılar
Saate baktım
Zaman gelmişti
-Tanıştırmadığım ailem evde bekliyor
-Bir dahaki sefer ailece geliriz, söz
Dışarı soğuk, kar delicesine
Gürül gürüldü ayrılırken
-Beklerim- dercesine

Çocukken duvara yazılar yazardık
Aslında sevdamızdı onlar
Kimimiz açılamadığımızdan
Duygularımızı yansıtırdık
Kimimiz aşkımızı ilan eder
Herkes bilsin isterdik
Bazen de simgeler oluşturur
Yalnız onun anlayacağı şeyleri yazardık
Duvarda en iyi yeri kapan da hava atardı
Gazetenin beş sütununa yazıyormuş gibi
Zor yıllarda kendimizce bir yoldu
İşte böyle bir zamandı yaşadığımız
Yalansız, dolansız
Kardeşten öte arkadaşlıklar vardı
Sırlar bıçak sırtında
Kırk kilitli sandıklara atar
Dönüp arkamıza bile bakmazdık
Bırak riyayı
Delikanlılıktı
Arkadaşımızın yosmasına bile bakmazdık
İşte böyle bir zamandı yaşadığımız
O zamanlar ekmek de, su da bedava
Lokantada yerdik yalnız bir çorba
Doyardık mükellef sofradan kalmış gibi
Gözümüz de toktu, gönlümüz de
Giderdik televizyonu olan yere, maç seyretmeye
Hepimizde Fenerbahçe'liydik
İşte böyle bir zamandı yaşadığımız
Zamanla her şey gibi, bizler de değiştik
Bence yanlış ettik

Yağmurda şemsiye açarsın
Karda içeri kaçarsın
Yıldız olsam, Ay var
Ay olsam, sabah var
Rüzgâr olmayı seçtim
Hep seninle olmak için
Seversen sonbaharı
Yaprakları ayağına getiririm
İstersen papatya, istersen gül
Dökerim yollarına, olurum bülbül
İste, dağları ovaları aşayım
İstersen okyanustan su taşıyayım
İstersen, yatınca açık bırak pencereni
Hafifçe okşayayım tenini
İstersen kapat kapını, pencereni
Yalnızca, açık bırak perdeni
Ne olur, yumma gözlerini
Bırakma sensiz beni
Dinle aşk namelerimi

Anılarımız hep hüzünle dolu
Söyle sevgilim, sana nasıl inanayım
Dikenleri hakiki, yapma bir gülsün
Söyle sevgilim, sana nasıl katlanayım

 

Sevmek ve sevilmek, birlikte hoştur
Biri olmayınca, diğeri boştur

 

Neden durmadan koştuğumu bilmiyorlar!
Belki de bana deli diyorlar
Hani ahdimizdi ya…
Kalbimiz hep birbirimiz için atacak
Asıl deli onlar
Koşarken kalbimin daha sık attığını bilmiyorlar

 

Derdin nedir, gezersin avare
Tüm yük sende de, tek sen misin biçare
Boşuna tükettiğin nefesin bile haram
Nasıl yaşadığın değil, önemli olan senden kalan

Niceleri geldi geçti dünyadan, beyhude
Bilen var mı, ne zaman, nasıl, nerde
Faydan olacak ailene, milletine, ülkene
Mezarın değil, eserin kalmalı nesillere

Hancı mı sandın Dünya'da sen kendini
Yerin de yurdun da, senden önce gidenlerin yeri
Çalış terini akıt toprağa, durup dinlenmeden
Bencillik etme, eser bırak toprağa gitmeden

 

Bekliyorum hala o kumsalda
Gelecektin her dokuz eylül sabahında
Hani, kaderdi ayrılışımız
Yılda bir defa olsun kadere isyanımız
Bu koca sevdadaki tek hakkımız
Güneş batıyor, hala yoksun
İlk defa batıyor senden yoksun
Gözlerim arıyor seni uzaklarda
Yoksun, yoksun
Hava soğudu, yağmur yağıyor yavaşça
Buruşuk bir el uzandı yavaşça
-Al oğlum bunlar senin
Aşkımızın tek tanığı, çiçekçi teyze
Getirmişti mezarından bir çiçek
-Altı ay evvel öldü, son sözü senmişsin
Boğazım düğümlendi
Karışınca gözyaşlarıma yağmur
Sanki her ikisi birbiriyle yarışıyor
Kalbim yerinden çıkacak gibi değil, çıktı
İsmini bağıramadım denize, taşlara
Çakan şimşek gürledi dört bir yana

 

Yine sensiz bir sabaha uyandım
Senli gecelerden sonra
Karanlıktan şikâyet etmemek için
Bir mum da ben yakmıştım
Şimdi ne kadar mum varsa
Teker teker söndürüyorum

 

Hani var ya;
O kahreden sahte gülüşün
Baştan aşağı değil de
Ayaktan başlayan bakışın
Gözünün önündekini değil de
Uzağı görme sevdan var ya
Birileri pencereyi açarken
Temiz hava geliyor
Birileri açarken de
Cereyan yapıyor ya, senin için
İşte bunu yapma
Adamları yok sayarak
Birilerini de adam sanma
Yakınında her halt işlenirken
Ta uzakta
Masum öpücüğe takılma
Ha bir de, dağları sen yarattın ya!
O dağlarda eşkıya kol geziyor..
Ovalarda ise masum insanlar.

 

Ressamlara çizdirdim resmini
Heykeltıraş yaptı bedenini
Yazarlar cilt cilt kitap yazdı
Besteler anlamsız kaldı
Olmadı
Bendeki seni, kimse bulamadı

 

Maviye sevdalıyım ta gönülden
Okyanusları kana kana içtim derinden
Gökyüzüne gözümü kırpmadan baktım
Canıma can maviyi bulamadım
Mavi, ışık saçacak
Delecek ruhumun derinliğini
Isıtacak tenimi bedenimi
Girecek gönlüme nur gibi
Sevdası saracak beni
İstemem ne gökkuşağı, ne yedi renk
Onlar sizin olsun
Bana yalnız bir renk
Mavidir sevdam ölene dek.

 

Ben ne dostlar gördüm
Menfaat peşinde
Ben ne dostlar gördüm
İnce hesaplar içinde
Ben ne dostlar gördüm
Işıklar yanınca
Ellerinde kazma, kürekler
Arkamda kuyular ve sahte yürekler
Ben ne dostlar gördüm
Kahpeliğin kitabını yazmış
En iyi dostunu kapak yapmış
Ben ne dostlar gördüm
Hıyanet biçiminde
Ben bir dost gördüm
Adı saklı içimde

 

Cani ruhlu adam
Vuruyordu duvara, karısının başını
Yoluyordu başında ki saçını
Oysa babası doğarken okşamıştı
O güzelim kızının başını
Koklamıştı, mis kokulu saçını

 

Mecnun çöllerde gezmiş
Leyla için
Ferhat dağları delmiş
Şirin için
Su mu kaldı, Dünya'da!
Getireyim senin için
Zaten Dünya çöl olmuş
Herkes çölde yürürken
Var mı anlamı gezmemin
Senin için

 

Buz kesti her taraf
Pencerenin altındayım
Belli, içerisi sımsıcak
Gölgeni görsem perdede
İçim alev alev yanacak
Duam kabul oldu işte
Gölgen yansıyor perdeye
O da ne!
Sarılıyor sana bir hergele

 

Bu şehrin gecesi güzel
Sen gittin gideli
Bir ben varım o parkta
Bir de, O Deli
Biz hayaller kurarken
Geçerdi ya yanımızdan
Başını sağa sola sallayarak
Aşk yalan, aşk yalan
Acırdık ya haline ardından
Her cümlenin sonuna
Nokta diye koyardın ya adımı
Derdin ya, senden başkası yalan
Bilmiyorum!
Şu an yaşadıkların mı?
Söylediklerin mi yalan
Sebepsiz gidişinden sonra
Dilimden düşmez oldu
Aşk yalan, aşk yalan
Artık o parkta iki deli var
Aşka inanan!..

 

Hep yanımda ol
Bırakma beni, gölgem gibi
Güneş doğduktan biraz sonra
Uzayan gölgem kadar uzaklaş
Benden en fazla
Işıklar sönünce, gir koynuma
Bazen üst üste, öğle güneşinde gibi
Nefes, nefese boncuk, boncuk terleyelim
Bazen sabaha kadar, gülücüklerle eğlenelim
Ne olur, hep yanımda ol
Doyulur mu böyle bir aşka
Gün gelir de ihtiyarlarsam eğer
Bastonumun gölgesi ol
Dört bir yanımda
Ölüm kapımı çalınca da
Tabutumun gölgesi ol son defa
Bundan sonra sen kal artık
Orada hüküm sürer ayrılık
Yine de hasret çekersen eğer
Mezarımın üstünde çiçek gölgesi ol
O da bana yeter

 

Dün yine aklımdan önce yüreğime düştün
Bunu sen hep yapıyorsun
Önce aklıma düşsen
Bir şekilde hallederim de
Yüreğime hala söz geçiremiyorum
Bir türlü akıllanmıyor
Bu kaçıncı bilmiyorum ama
Yine yaktın, yıktın geçtin
İçim acıyor, yüreğim yanıyor
İsyanlarım içime akıyor
Sinyaller aksıyor bazen
Yorgun bedenimden
Bu da tuz, biber senden
Lezzet! Sevdiğimden
İçim acıyor, yüreğim yanıyor
İsyanlarım içime akıyor

 

Zaman geldi
Tren kalkmak üzere
Ayrılık vakti bu şehirden
Gitme, kal deseydin
Düğümlendiğinde sözler boğazında
Anlatsaydın bakışlarınla
Kızkulesi'nden bakarken boğaza
Özgür bıraksaydın gözyaşlarını
Sana elveda derken
Pranga vurmasaydın duygularına
Gider miydim sanıyorsun, bu şehirden