Dostlar
 

ufuktakisiirler.com da küçük yenilikler yapılmış bulunmaktadır. Umarım beğenirsiniz.

Sevgi ve saygılarımla

 
ÜNLÜ ŞAİRLERDEN
   
 

81. RIZA TEVFİK BÖLÜKBAŞI HAYATI (1869 - 1949)

Şimdi Bulgaristan'da kalan Cesrimustafapaşa kasabasında doğdu. Rüştiyeyi Gelibolu'da okudu. Önce Mekteb-i Mülkiye'ye girdi. Hürriyetçi tutumu yüzünden son sınıftan kovuldu. Sonra girdiği Tıbbiyede de, taşkın hareketleri, geçimsiz mizacı yüzünden barınamadı. Hapse de girdi. Ancak yıllar sonra Tibbiyeyi bitirip tabip oldu. Sevr anlaşmasını imzalayan delegeler arasında yer aldı. Yüzelliliklerle birlikte yurdu terk etmek zorunda kaldı. 20 yıllık sürgün hayatının çoğunu Ürdün'de geçirdi. Af kanunundan sonra yurda döndü. Servet-i Fünuncularla çağdaş olan, onlarla birlkte şiir yazmaya başlayan Rıza Tevfik, önceleri Hamit ve Fikret havasında şiirler yazmış, mısralarında bol bol hüzün, acı ve melankoliye yer vermiştir. Buna rağmen Servet-i Fünuncularla katılmayan, saz ve tekke şiiri geleneğinden faydalanarak, hece vezni ile, duygulu, samimi koşma, nefes ve divanlar yazmıştır. Getirdiği lirizm ve ahenk, hece vezninin, aşık tarzının dirilip yayılmasına yardımcı olmuş, halk şiiri ile aydınlar arasında bir köprü kurulmuştur

ESERLERİ

Serab-ı Ömrüm

Anadolu

Anadolu, Sultan Osman'ın yurdu.
Tuğrul Bey'ın konağıdır o eller!
Milletimiz orda doğdu, büyüdü,
Bize ana kucağıdır o eller!

Osmanlılar unutmasın soyunu;
Anadolu'dan aştık hudud boyunu,
Orda oldu zorlu ateş oyunu,
Ataların ocağıdır o eller!

Bu devlete orda temel atıldı.
O meydanda can alınıp satıldı;
Yaylasında zağlı silah çatıldı,
Kahramanlar otağıdır o eller!

Bir zamanlar krallardan taç aldık,
Uçan kuştan, akan sudan bac aldık.
Nice yavuz düşmanlardan öc aldık.
Bu kuvvetin kaynağıdır o eller...

Hep gaziler ordan gelip geçtiler.
O çaylardan abdest alıp içtiler.
Memleketler fetheyleyip göçtüler
Erenlerin durağıdır o eller.

Her bir viran köşesinde bir er var,
Türbelerde nice nice server var,
Bilmem nerde böyle mutlu bir yer var?
Ulu Kabe toprağıdır o eller...

Ormanında türlü kuşlar ötüşür,
Çayırında gürbüz koçlar itişir;
Tarlasında altın başak yetişir.
Gölgesinde gam dağıtır o eller.

Oradadır asıl Türk'ün oymağı,
Cevahirdir bütün taşı, toprağı.
Gümüş akar, çiçek kokar ırmağı,
Defineler yatağıdır o eller!..

Sılasıdır serde, Türk'ün sevdası,
Memlekettir gece gündüz rüyası,
Askerlerin odur gelin odası,
Gönüllerin bucağıdır o eller!..

Rıza! Canım o ellere kurbandır,
Sinesinde yatan, atan, anandır;
Anadolu asıl eski vatandır.
Anamızın kucağıdır o eller!..

O Eller

Hep gaziler ordan gelip geçtiler,
O çaylardan abdest alıp içtiler.
Memleketler feth eyleyip göçtüler,
Erenlerin durağıdır o eller!

Her bir viran köşesinde bir er var,
Türbelerde nece nece server var;
Bilmem nerde böyle mutlu bir yer var?
Ulu Kâb'e toprağıdır o eller!..

Ormanında türlü kuşlar ötüşür,
Çayırında gürbüz koçlar itişir;
Tarlasında altın başak yetişir,
Gölgesinde gam dağıtır o eller!.

Gözlerin

Ruhumda gizli bir emel mi arar
Gözlerime bakıp dalan gözlerin
Aklıma gelmedik bilmece sorar
Beni hülyalara salan gözlerin

Nigahın gönlümü -ey peri- peyker
Leyal-i hasretin hüznünü döker
Karanlıklar gibi yıkılır, çöker
İçimde yer edip kalan gözlerin

Huzurunda bazan benliğim erir
Tavrın hulusumdan şüphe gösterir
Bazan da ne olmaz ümitler verir
Sabr-u kararımı alan gözlerin

Gamzende zahir ey ömrümün varı
Füsun-ı hüsnünün bütün esrarı
Neşr eder aleme reng-i baharı
Koyu menekşeye çalan gözlerin

Sihirdir şüphesiz bütün bu şeyler
Bakışın zihnimi perişan eyler
Bana aşk elinden efsane söyler
Aşka inanmayan yalan gözlerin