| |
80. RIFAT ILGAZ HAYATI (1911
- 1993 )
1911'de Kastamonu Cide'de doğdu. Nüfus kaydı 24
Nisan 1911. Kendisi Şubat 1910'da doğduğunu
anlatır. 7 Temmuz 1993'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. İlkokula
Cide'de başladı, Terme'de bitirdi. Orta öğrenimine
Kastamonu'da başladı. Liseden ayrılıp
yatılı olan Muallim Mektebi'ne girdi. 1930'da
mezun oldu. Bolu Gerede, Akçakoca, Gümüşova'da
ilkokul öğretmenliği yaptı. 1938'de
Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'nü bitirdi.
1939'da Adapazarı ve İstanbul'daki orta okullarda
Türkçe öğretmeni olarak çalıştı.
1940'ta Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne
girdi. 1943'te ilk kitabı "Yarenlik" yayınlandı. Şiirleri
olağanüstü ilgi gördü. Ocak
1944'te yayınlanan "Sınıf" adlı şiir
kitabı toplatıldı, bir süre cezaevinde
kaldı. Serbest bırakıldıktan sonra
bir yıl öğretmenlik yaptı. 1950'li
yıllarda gazeteciliğe başladı. 1940
kuşağı yazarların eserlerine yer
veren "Yürüyüş" dergisinin
sorumlu yönetmenliğini üstlendi. Aziz
Nesin'le "Markopaşa" dergisinin çıkarılmasına
katıldı, yazıişleri müdürlüğünü yaptı.
1952'de "Adembaba" isimli mizah dergisini çıkardı.
Dolmuş, Taş, Karikatür, Şaka gibi
dönemin ünlü mizah dergileriyle, Yeni
Gazete'de yazılar yazdı. Ocak 1953'te "Devam" adlı şiir
kitabı yayınlandı ve bu kitap da toplatıldı,
kendisi tekrar cezaevine kondu. Aynı yıllarda çeşitli
senatoryumlarda verem tedavisi gördü. Yazı ve şiirlerinden ötürü yaklaşık
altı yıl hapis yattı. 1952-1960 arasında
Tan gazetesinde düzeltmen, dizgici ve röportaj
yazarı olarak çalıştı. Asıl ününü 1959'da
Türkiye'deki eğitim sistemini eleştirmek
amacıyla yazdığı "Hababam Sınıfı" adlı kitapla
kazandı. Çok tutulan ve tekrar tekrar basımı yapılan
bu öyküler dizisi, tiyatro ve birçok
kez sinemaya da uyarlandı. 1952-1960 arasında
siyasi baskılar nedeniyle gerçek ismiyle
yazamadı. 1961 Anayasası yürürlüğe
girdikten sonra kendi adıyla yazı ve şiir
yayınlama özgürlüğüne kavuştu.
Vatan, Demokrat İzmir, Yeni Gün, Yeni Ulus
gazeteleri ile Akbaba dergisinde yazdı. 1970'te
Basın Şeref Kartı aldı. 1974'te emekli
oldu. Cide'ye yerleşti. 12 Eylül 1980 döneminde
tekrar gözaltına alındı. 70 yaşında
olmasına rağmen gözleri bağlanarak
gerekçesiz sorguya çekildi ve bir aydan
fazla gözaltında tutuldu. Tutukluluğu
sona erince ölümüne kadar İstanbul'da
yaşadı. İlk şiirleri ile yazıları,
Kastamonu'da yayınlanan "Nazikter" ve "Açıksöz" dergileri
ile "Güzel İnebolu", "Güzel
Tosya", "Samsun" gazetelerinde çıktı.
Kişisel duygularını yansıttığı ölçülü uyaklı bu
dönem şiirlerini sonraki kitaplarına almadı.
1940'lardaki toplumsal gerçekçi şairler
kuşağının en önemli temsilcisi.
Siyasal ve ideolojik sorunları yalın bir dille
ortaya koydu, insanların yaşantılarını, öykünmesiz
ve gösterişsiz bir dille yansıttı
ESERLERİ
Yarenlik (1943), Sınıf (1944), Yaşadıkça
(1948), Devam (1953), Üsküdar'da Sabah Oldu
(1954), Soluk Soluğa (1962), Karakılçık
(1969), Uzak Değil (1971), Güvercinim Uyur
mu (1974), Kulağımız Kirişte (1983),
Ocak Katırı Alagöz (1987), Bütün Şiirleri
(1983)
Türkçemiz
Annenden öğrendiğinle yetinme
Çocuğum,Türkçe'ni geliştir.
Dilimiz öylesine güzel ki
Durgun göllerimizce duru,
Akar sularımızca coşkulu...
Ne var ki çocuğum,
Güzellik de bakım ister
Önce türkülerimizi oğren,
Seni büyüten ninnilerimizi belle,
Gidenlere yakılan ağıtları...
Her sözün en güzeli Türkçemizde,
Diline takılanları ayıkla,
Yabancı sözcükleri at
Bak, devrim,ne güzel
Barış,ne güzel
Dayanışma, özgürlük...
Hele bağımsızlık
En güzeli,sevgi
Sev Türkçeni, çocuğum,
Dilini sevenleri sev
Çocuklarım
Sizi yoklama defterinden öğrenmedim
Haylaz çocuklarım
Sınıfın en devamsızını
Bir sinema dönüşü tanıdım
Koltuğunda satılmamış gazeteler
Dumanlı bir salonda
Kendime göre karşılarken akşamı
Nane şekeri uzattı en tembeliniz
Götürmek istedi küfesinde
Elimdeki ıspanak demetini
En dalgını sınıfın
Çoğunuz semtine uğramaz oldu okulun
Palto ayakkabı yüzünden
Kiminiz limon satar Balıkpazarı'nda
Kiminiz Tahtakale'de çaycılık eder
Biz inceleyeduralım aç tavuk hesabı
Tereyağındaki vitamini
Kalorisini taze yumurtanın
Karşılıklı neler öğrenmedik
sınıfta
Çevresini ölçtük dünyanın
Hesapladık yıldızların uzaklığını
Orta Asya'dan konuştuk
Laf kıtlığında
Birlikte neler düşünmedik
Burnumuzun dibindekini görmeden
Bulutlara mı karışmadık
Güz rüzgarlarında dökülmüş
Hasta yapraklara mı üzülmedik
Serçelere mi acımadık kış günlerinde
Kendimizi unutarak
Son Şiirim
Elim birine değsin,
Isıtayım üşüdüyse
Boşa gitmesin son sıcaklığım!
|