Dostlar
 

ufuktakisiirler.com da küçük yenilikler yapılmış bulunmaktadır. Umarım beğenirsiniz.

Sevgi ve saygılarımla

 
ÜNLÜ ŞAİRLERDEN
   
 

68. NİHAT BEYRAM HAYATI (1946 - ….)

1946'da Kars'ta doğdu. İlköğrenimini Çankırı'da, ortaöğrenimini Haydarpaşa Lisesi'nde tamamladı. Gazetecilik Yüksek Okulu'nda öğrenimini sürdürürken 1972'de Ceza Yasası'nın 141, 146 ve 246 maddelerine aykırı eylemde bulunduğu savı ile tutuklandı. Bir buçuk yıl tutuklu kaldı. Serbest bırakıldıktan sonra eğitimini bitirdi. Vatan gazetesinde, Güney Yayınları'nda çalıştı. "Halkın Dostları" dergisinin yönetimine katıldı. Ağabeyi Ataol Behramoğlu ile birlikte "Militan" dergisini kurdu ve yönetti. 12 Eylül 1980'den sonra ülke dışına çıkmak zorunda kaldı. Dönmesi yolundaki çağrıya uymadığı için vatandaşlıktan çıkarıldı. 17 yıllık politik sürgünden sonra 1996'da yurda dönebildi. İlk şiirleri, Soyut, Yordam, Yeni Gerçek, Halkın Dostları dergilerinde yer aldı. Ardından yayınlandığı süreçte Militan'da yazdı. Çocuk edebiyatı alanında da ürünler verdi. İlk şiirlerini İsmet Özel, Ataol Behramoğlu ile İkinci Yeni akımı etkisinde yazdı. Bu etkilenmelere rağmen kendi kuşağının toplumsal ve psikolojik durumunu yansıttı. İlk kitabından itibaren yüksek ve etkili sesi, yaşama duyarlı tavrıyla acılı bir lirizm, doğa betimlemelerindeki titizliğiyle dikkat çekti. Şiirleri, 1970 sonrası gençliğinin yaşadığı acı deneyimleri, özverilerini ve inançlarındaki içtenliği anlamada temel bir başvuru kaynağı niteliğinde. Son dönem şiirlerinde halk şiiri, söyleyişleri ve dilinden yararlanan yeni sentezlere ulaşma isteği görülüyor.

ESERLERİ

Hayatımız Üzerine Şiirler (1972), Fırtınayla Borayla Denenmiş Arkadaşlıklar (1974), Dövüşe Dövüşe Yürünecek (1976), Hayatı Tutuşturan Acılar (1978), Irmak Boylarında Turaç Seslerinde (1980), Savrulmuş Bir Ömrün Günlerinde (1982), Ay Işığı Yana Yana (1986), Yine de Gülümseyerek (seçmeler, 1987), Cenk Çeşitlemeleri (1988), Kundak (2000)
Ayrıca Darağacında Üç Fidan (1967) adlı kitabı 12 Mart 1971 darbesinden sonra idam edilen Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının eylemlerini anlatır. İbrahim Kaypakkaya'nın yaşamını anlattığı belgesel-roman türü bir kitabı daha var

Sürgün

Uyandırın anamı
Söyleyin gidiyorum
Yolumu gözlemesin
Dönemem belki geri
Arkadaşlarım duysun
Kardeşim bunu bilsin
Söyleyin gidiyorum
Dönemem belki geri
Babama haber salın
Çiçekler onda kalsın
Sulasın günaşırı
Dönemem belki geri
Korulara söyleyin
Dağlara asmalara
Baygın çocukluğumun
Çınladığı kırlara
Söyleyin gidiyorum
Dönemem belki geri
Gelsinler anılarım
Uğurlasınlar beni
Sadece sevdiğime
Söylemeyin duymasın
O kadar körpe ki kalbi
Bilmiyor yitirmeyi
Söylemeyin bu akşam
Sevdiğim ağlamasın

Yenilgi

Ah susuşu o saf yüreğin
ah, acısı acemi çocukluğun
düş kırıklığı, coşkudaki bozgun

Ah yenilginin yorgun kısrağı
kendi içini kavuran kızgın ateş
bekleyişe bağlanan umut, tasası haykırışın

Ah, ardı ardına kenetlenen ölüm
ah, hıncı sabırla bezeyen sır
yazmadaki sırması ağlayışın, tırnaklara oturan kan

Sanki delirmenin eşiğindeyim
boş bomboş gözlerine gömülmüşüm bir köpeğin
mısırların süt taneleri, kestanelerin
bademlerin daha olgunlaşmamış
suyla susuzluk arası kayganlığında
aranıp duruyorum kendimi

Ey yangınlarda patlamaya hazırlanan merak
ey içimi ekşi sularla çalkalayan baş dönmesi
ıssız ıpıssız boşluğu aysız gecenin
ölümle yaşamak arasındaki şerit
naneler, kekikler, ebegümeçleri
ve şifalı bulutu kaynar kükürt deresinin
çekiyor altımdan nemli döşeğimi

Ah, yürekleri toprağa saplanan arkadaşlarım
ah, oğlakların, tayların, buzağıların
acı otlarla kararan damakları
(akşamları barut kokusuyla dönsem de odama,
sancısı: çaresiz seyrettiğim ölümün

Ah, bir kere daha kederliyim
ah, çılgın bir aşkın kollarında incelen bıçak
seni öperek bilemeliyim

Doğadan İstek

Beni geçmişin dehşetiyle besle
beni geleceğin özsuyuyla

Küpeler tak kulaklarıma kirazlardan
mendilimi fesleğenlerle yıka

Bana çılgın bir gürleyiş bellet
yankısıyla kapan üstüme geceleri

Benimle rüzgarları tanıştır
gözlerimi boralara düğümle

Beni kankardeşi bilsin gözyaşların
beni umudunla büyüle

Bana ıssız gecelerden yıldız kaymaları sun
beni ucu kıl birbirine sürtünen çakmak taşlarının

Koynuma başakları yıkayan yağmurunla yağ
kasıklarımı zeytin yapraklarıyla yenile

Ben seni esir alayım şiirlerle
Sen beni kul bil kendine