5. AHMET
HAŞİM HAYATI
(1884 - 1933)
1884 yılında Bağdat'ta doğmuştur.
Fizan Mutasarrıfı Arif Hikmet Bey'in oğludur.
12 yaşlarındayken annesinin ölümü üzerine
babasıyla İstanbul'a gelmiştir (1891).
Bir yıl kadra Nümune-i Terakki Mektebi'nde
okumuş sonra Mekteb-i Sultani'ye (Galatasaray) geçmiştir
(1897). Galatasaray'ı bitirdikten (1906) sonra Reji İdaresi'ne
girmiş, aynı zamanda Hukuk Mektebi'ne kaydolmuştur.
Haşim, İzmir Sultanisi'nde Fransızca öğretmenliği
yapmış (1098-1910), Maliye Nezareti'nde, Düyun-u
Umumiye'de çalışmıştır.
Birinci Dünya Savaşı boyunca yedeksubay
olarak orduda bulunmuş, savaşın bitiminde İstanbul'a
yerleşmiş, İaşe Müfettişliği'nde
bulunmuş ve Osmanlı Bankası'nda çalışmıştır.Ahmet
Haşim, Cumhuriyetin ilânından sonra Güzel
Sanatlar Akademisi'nde estetik, Mülkiye Mektebi'nde
de Fransızca dersleri vermiştir. Uzun süre
Akşam gazetesinde fıkralar yazmıştır.
1932 yılında böbrek rahatsızlığı nedeniyle
Frankfurt'a giderek tedavi görmüş, 4 Haziran
1933 tarihinde ölmüştür.
ESERLERİ
Şiir:Göl Saatleri (1921), Piyâle (1926)Öteki
yapıtları:Bize Göre (1928), Gurebâhâne-i
Laklakan (1928), Frankfurt Seyahatnamesi (1933)
Merdiven
Ağır, ağır çıkacaksın
bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın
yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak...
Sular sarardı... yüzün
perde perde solmakta,
Kızıl havaları seyret ki akşam
olmakta...
Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar
güller;
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?
Bu bir lisan-ı hafidir ki
ruha dolmakta,
Kızıl havaları seyret ki akşam
olmakta...
muttasıl = aralıksız
hafi = gizli
* Bu şiir, Haşim'in sembolist anlayış ile
yazdığı başlıca şiirlerindendir.
1920
Süvari
Şu bakır zirvelerin ardından
Bir süvârî geliyor kan rengi.
Başlıyor şimdi melûl akşamda
Son ışıklarla bulutlar cengi!
Bir bakır tasta alev şimdi
havuz,
Suya saplandı kızıl mızraklar.
Açılıp kıvrılarak göklerde
Uçuyor parçalanan bayraklar!
Şafakta
Dönsek mi bu aşkın şafağından
Gitsek mi ekaalîm-i leyâle?
Bizden daha evvel erişenler
Ağlar bugün evvelki hayâle.
Dönmek mi? Ne mümkün geri dönmek
Düştüyse gönüller bu melâle?
Bir eldir ufuklardan uzanmış
Zulmet bizi çekmekte visale...
|