Dostlar
 

ufuktakisiirler.com da küçük yenilikler yapılmış bulunmaktadır. Umarım beğenirsiniz.

Sevgi ve saygılarımla

 
ÜNLÜ ŞAİRLERDEN
   
 

45. KARACAOĞLAN HAYATI ( ? - ? )

Yaşamı çeşitli söylentilere bağlı kalmış, bugüne dek kesin bir açıklığa kavuşmamış Karacaoğlan'ın. Ama "büyük bir halk ozanı" olduğunda birleşilmiş. Yaşamının ayrıntılarını bir yana bırakalım, yaşadığı yüzyıl bile tartışmalı. Kimilerine göre Karacaoğlan 16. yüzyılda yaşamıştır. Araştırmacıların çoğunluğu Karacaoğlan'ın 17. yüzyılda yaşadığında birleşiyorlar. Doğum yılı da ölüm yılı da, asıl adı da, öldüğü yer de kesinlikle belli değil. Karacaoğlan ile Yunus Emre arasında bir benzerlik bulunabilir: Karacaoğlan'ı da Türk halkı Yunus Emre gibi öylesine benimsemiş ki, çeşitli yöreler Karacaoğlan'ın mezarının kendi oturdukları yerlerde olduklarını söylemektedirler. Bütün bunlar, Karacaoğlan'ın yaşam öyküsünü tümüyle açıklığa kavuşturmaya yetmiyor ama halkla bütünleşmiş, halkın özümlediği bir halk ozanı olduğu gerçeğini de bütün açıklığıyla vurguluyor. Önemli olan da, bu gerçektir. Karacaoğlan, kimilerine göre Bahçe ilçesinin Farsak köyündendir; kimilerine göre Kozan'a bağlı Feke ilçesinin Gökçe köyündendir; Kilis'in Musabeyli bucağında yaşayan Çavuşlu Türkmenlerinin içinde yetiştiğini, Zobu'lar köyünden olduğunu ileri sürenlerde var. Barak Türkmenleri de Karacaoğlan'ı kendilerinden sayıyorlar. İçel'in Silifke, Mut, Gülnar yöresinde yaşayanlar Karacaoğlan'ı kimselere bırakmaz, kendilerinin öz hemşehrileri sayarlar. Batı Anadolu'da yaşayan arakeçili aşireti de Karacaoğlan'a sahip çıkanlar arasında. Bütün bu savlara tümüyle karşıt bir görüş de ünlü bilim adamı Radlof'tan geliyor. Bu bilim adamına göre Karacaoğlan, ne oralı, ne buralıdır; Belgrad'lıdır. Asıl adı da "Smayil-İsmail"dir. Oysa, Karacaoğlan'ın asıl adının "Hasan" ya da "Veli" olduğu yolunda söylentiler, savlar da vardır. Böylesine bir karmaşıklık içinde Karacaoğlan'ın yaşamının açıklığa kavuşması oldukça güç görünüyor. Ne var ki, şiirlerinden çıkarılan sonuçlara göre Karacaoğlan'ın, Anadolu'nun güneyinde, güney ilierinde doğup büyüdüğü, oralarda öldüğü uzunca bir yaşamı olduğu da anlaşılıyor. Karacaoğlan da, bütün öteki halk ozanları gibi bir yerde durup oturan kişilerden değil. Bütün yaşamı boyunca değişik yerleri dolaşmış. Saptanabildiğine göre, gezip dolaştığı yerler şöyle sıralanabilir: Konya, Karaman, İçel, Hama, Halep, Mısır, Tokat, Bor, Ankara, Aydın, Adana, Diyarbakır, Kayseri, Mardin, Bursa. Daha sonra Rumeli'ye geçmiş. Bütün bu gezip dolaştığı yerler bir yana Karacaoğlan Çukurova'da yaşamış, yaşamının büyük çoğunluğunu güney illerinde geçirmiştir. Karacaoğlan bir inanç adamı değil. Savaştı, barıştı, toplumsal düzendi, tarikattı, dindi...bunlarla hemen hemen tümüyle ilgisi yok. Karacaoğlan önce bir doğa, bir sevi adamı. Sevi, dediğimiz de öyle düşsel seviler, Tanrısal seviler değil. Düpedüz somut seviler. Doğa sevgisi ile diyelim kadın sevgisi Karacaoğlan'da atbaşı birlikte yürüyor. Dağlar, ovalar, ağaçlar, kuşlar, yeller, yaşam sevinci, mutluluklar, seviler, seviler, seviler... Kimi zaman bu sevilerini alaycı bir biçimde de dile getiriyor. Halkın belleğine, yüreğine bir güzellikler, iyilikler, sevecenlikler, uyumlar adamı olarak giriyor, böylece seviliyor, özümleniyor. Karacaoğlan'ın kendine çizdiği bu dünya, O'nun toplumsal oluşumların, gelişimlerin etkisinden de kurtulmasını sağlıyor bir bakıma. Diline baktığınızda, çağdaşları ozanlar gibi Osmanlıcanın etkileri yok. Hiç aruz ölçüsünü kullanmamış. Yöresinin, halkın konuştuğu, açık seçik, yalın, duru bir dili, şiirsel ustalıkla kullanmış. Yalnız hece ölçüsüyle şiirlerini söylemiş. Dilindeki bu yalınlık, şiirsel güç, O'nun halk katında sayılmasını, sevilmesini, benimsenmesini de sağlamış. Karacaoğlan'ın, bugün de yepyeni, yalın, arı bir dili, etkinliğini yitirmemiş bir şiiri var. Halk şiirimizin, tartışmasız en önemli, büyük ustalarından biri.

ESERLERİ

?,Ağlayı Ağlayı Düştüm Yollara, Altın Kafes İdi Benim Durağım, Bana Kara Diyen Dilber, Bulgar/Bolkar Dağı, Bülbül Ne Yatarsın Bahar Erişti, Çukurova, Çıkıp Yücesine Seyran Eyledim, Dağlar, Dağlar, Değirmenden Geldim Beygirim Yüklü, Elâ Gözlerini Sevdiğim Dilber, Elâ Gözlüm Ben Bu İlden Gideyim, Elif, Güzel Ne Güzel Olmuşsun, Gökyüzünde Tüten Olsam, Gönül Ne Gezersin, Hasan Dağı, Kadir Mevlam Senden Bir Dileğim Var, Koyun Meler Kuzu Meler, Koşma, Koşma, Menzil, Nasihat, Nedendir De Kömür Gözlüm Nedendir, Sabahtan Uğradım Ben Bir Güzele, Sarı Edik Geymiş Goncu Kısarak, Sevdiğim Arzımı Demekçin Sana, Suya Giden Atlı Gelin, Uçup Uçup Dağ Salından Gelirsin, Yayladan İnerken Bir Güzel Gördüm, Yaz Gelip De Beş Ayları Dolunca, Üç Derdim Var, Yeşil Başlı Gövel Ördek, İlk Akşamdan Vardım Kavil Yerine, Üryan Geldim Gene Üryan Giderim, Ölüm Ardıma Düşüp De Yorulma

Elif

İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif diye

Elif'in uğru nakışlı
Yavru balaban bakışlı
Yayla çiçeği kokuşlu
Kokar Elif Elif diye

Elif kaşlarını çatar
Gamzesi bağrıma batar
Ak elleri kalem tutar
Yazar Elif Elif diye

Evlerinin önü çardak
Elif'in elinde bardak
Sanki yeşil başlı ördek
Yüzer Elif Elif diye

Karac(a)oğlan eğmelerin
Gönül sevmez değmelerin
İliklenmiş düğmelerin
Çözer Elif Elif diye

Altın Kafes İdi Benim Durağım

Altın kafes idi benim durağım
Dost elinden yaralandı yüreğim
Evvel yakın idim şimdi ırağım
Felek beni nazlı yârdan ayırdı

Dostumun yaylası çayır çimendi
Şu şirin dillerden ikrarın verdi
Yeminler eder de ayrılmam derdi
Felek beni nazlı yârdan ayırdı

Kumaş olam arşın arşın yırtılam
Köle olam çarşılarda satılam
Vadem yetmedi ki ölem kurtulam
Felek beni nazlı yârdan ayırdı

Der Karacaoğlan yanam alışam
Akam gidem şu sulara karışam
Yol başına gelmiş varam danışam
Felek beni nazlı yârdan ayırdı

Suya Giden Altı Gelin

-Suya giden allı gelin
Niçin böyle salınırsın
Gelin bir su ver içeyim
Gelin kimin gelinisin

-Su değildir senin derdin
Görmek ise yeter gördün
Oğlan burda çokça durdun
Ağam gelir döğülürsün

-Döğülürsem döğüleyim
Söğülürsem söğüleyim
Gelin sana kul olayım
Ölürüm kanlım olursun

-Yaylalara göçmedin mi
Soğuk sular içmedin mi
Güzel görüp seçmedin mi
Beni görüp delirirsin

-Türlü yaylaları görünce
Soğuk suları içince
Kocayıp vaktin geçince
Taşlar alır döğünürsün

-Evlerinin önü solkan
Ağamı görürsen korkan
Telli perçemli oğlan
Ne dedim ki darılırsın

-Karac'oğlan sana vurgun
Döşlerin almadan dolgun
Sevindirdin beni bugün
İnşallah cennet görürsün