| |
43. HÜSREV HATEMİ HAYATI
(1938 -…. )
H. Hüsrev Hatemi 1939 yılında İstanbul'da
doğdu. Talatpaşa İlkokulu, Şişli
Ortaokulu ve İstanbul Beyoğlu Atatürk
Lisesi'ni ve İstanbul Tıp Fakültesini
(1962) bitirdi. İç Hastalıkları Uzmanı (1966), İç Hastalıkları Doçenti
(1971), Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı (1972), İç Hastalıkları Profesörü (1978)
oldu. İç Hastalıkları görevine
ek olarak Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nükleer
Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı görevini üstlendi
(1982-1986). Şimdi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde İç Hastalıkları Profesörü.
ESERLERİ
Üç deneme kitabı: Yozlaşmadan Uzlaşmak
(1988), Hoşça Bak Zatına (1989), Çelebi
Bizi Unutma (1990);
Üç şiir kitabı: Eski Kentte Bir
gece (1968), Akşam Gümrükçüleri
(1973), Bütün Şiirler (1990)
İnceleme kitabı vardır: Türk Aydını-Dünü Bugünü (1991).
Kader Denizi
Yürekler vardir ki Devran elinden,
Onlara gam sunuldugunda,
Iri güller gibi kan aglayip
Sessiz, dünyayi seyrederler...
Yürekler vardir ki onlar,
Kirginlik ve yalnizligi tadinca;
Sokak gösterilerinde yakilan,
Taşit lastikleri gibi,
Alevli ve gösterişli yanarlar...
Yürekler vardir, gam denizi
derinlerinde
Mürekkep baliklaridir ki,
Onlara sitem eriştiginde,
Deniz içine aglarlar...
Laciverd ve dilsiz.
Lacivert Gece
Gülüşün kovamaz lâcivert
geceyi
Bir hilâl belirir gecede, sâdece...
Kederle de kararmaz gözlerinin lâciverdi
Yildizlar belirir, kayan yildizlar
Yeryüzündeki bütün yalnizlar
Ürperir, derler ki "çocuk kederli"
Sert çocuk, sarp çocuk, lâcivert Çocuk,
Biraz neşelensen bu ne dert Çocuk?
Ürkme baykuşlardan, baykuşlar güzel
Keşki bu kadar azalmasalardi...
Hele kirpiler, yarasalar
Hepsinin başimin üstünde yeri var.
Ölü degil senin gecen, canlilarla dolu çocuk
Sisli çocuk, puslu çocuk, bugu çocuk.
Kitap ve Biz
Bütün olaylardan önceydi Kitap,
Hayli uzun zaman yumagi bir de
Bir ölüm gecesi... dogum ve nice
Ölümler, dogumlar, yine ölüm...
Yürek çöküntüsü ya
da sevinç haberi,
Gördüm yüzünde işiyan yazlari,
Yüzünde kazilmiş kişlari gördüm.
Sözler serpilmişti sazliklara,
Sizan işik altinda sözler nemli,
Sözler serpilmişti sicak kumlara,
Güneş altinda da sözler gördüm
Duydum...
Kuşkularin yogun kedere, kederin yasa
Yasin yikima dönüştügünü
Kitap aslinda çok önceden bir muştuydu
Neden öyleyse çocuk, neden
Yüzünün taç yapragindan çekilmiş su?
Küçük bir çiçek için
ne uzun...
Ne hazin bir öykü bu.
|