| |
35. FAZIL
HÜSNÜ DAĞLARCA
HAYATI (1914 - ….)
Günümüz şairlerinden Fazıl
Hüsnü Dağlarca İstanbul'da doğdu. Öğrenimim
askeri okullarda tamamladı. Subay olarak orduya
katıldı (1935). Kendi isteğiyle askerlik
mesleğinden 1950'de ayrıldı. Çeşitli
devlet memurluklarında görev aldı. Çalışma
Bakanlığı'na bağlı olarak iş müfettişiyken
emekli oldu (1960). İstanbul Aksaray'da Kitap Kitabevi'ni
kurdu. Burada Türkçe adlı bir dergi çıkardı ve
Kitap Yayınevini yönetti. Edebiyata öğrencilik
ve subaylık yıllarında başladı.
Yazdığı şiirler çeşitli
dergilerde yer aldı. Fazıl Hüsnü Dağlarca, şair
olarak adım Varlık dergisinde çıkan şiirleriyle
duyurdu. Varlık dergisinin ardından sırasıyla
Kültür Haftası, Yücel, Aile, Yeditepe,
Türk Dili, Yenilik, Ataç, Türk Yurdu,
Yön dergilerinde de şiir yayımlamayı sürdürdü.
Fazıl Hüsnü Dağlarca, oluşturduğu şiirsel
dünyayla Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin
yeni bir sese kavuşmasını sağladı.
Tarihsel övünç kaynağımız
olan başta Kurtuluş Savaşı olmak üzere, İstanbul'un
Fethi, Çanakkale Savaşı gibi konuları da şiirleştirdi.
Bunlar arasında Çanakkale Destanı, Üç şehitler
Destanı sayılabilir. Dağlarca'nın
bütün şiirleri 13 cilt halinde yayımlandı.
Bu dizinin yeni basımları da yapılmaktadır.
ABD'nin Pittsburg kentinde Uluslararası şiir
Forumu'nda, Struga şiir Festivali'nde Altın Çelenk Ödülleri
aldı. TMTF tarafından verilen şiir ödülünü kazandı.
ESERLERİ
Arkaüstü Uçsuz Bucaksız Yaşama,
Aylam, Balina île Mandalina , Çanakkale
Destanı, Dildeki Bilgisayar , Dört Kanatlı Kuş,
Göz Masalı, Horoz, İlk Yapıtla 50
Yıl Sonrakiler, O 1923 , Uzaklarla Giyinmek, Üç Şehitler
Destanı, Yaramaz Sözcükler , Yazıları Seven
Ayı, Yeryüzü Çocukları, Yanık Çocuklar
Koçaklaması, Kaçan Uykular Ülkesi
, Asu , Başparmak, Batı Acısı, Akdeniz,
Aç Yazı, Bitkiler Okulu, Cin ile Cincik,
Cincik, Çocuk ve Allah
Vatan Türküsü
Dalgalanır bayrak,
Dalgalanır fatihâlar bayrakta.
Siz tâ Orta Asya'dan beri
Uyursunuz, uyanırsınız,
Siz düşünürsünüz bu
toprakta.
Yaprak yeşilindeyken, su mavisindeyken gücünüz
Memleket sizden çoğalmakta.
Yükselmemiş midir göğe karşı,
Kelime-i şahadetler yer yer,
Bütün soluğunuz bu toprakta.
Sizin aldığınız rüzgâr,
sizin verdiğiniz sessizlik
Kırmızıda, akta.
Çalışmanızın
Ölümsüzlüğünüzün
kımıldanışı
Buğday buğday, bu toprakta.
Allah bir nefes gibi yakın
Gökyüzü bir nefes kadar uzakta.
Gidecektir kâinatın son zerresine dek
Hürriyetiniz, bu toprakta.
Gidecektir kuvvetli soyunuzla, sonsuz nesillerden,
Şerefte, fazilette, hakta,
Hizmetiniz
Varlığınız
Can can aksedecek bu toprakta.
Adınız tek.
Adınız bir milletle ayakta.
Kimi vatan der
Kimi Mehmetçik,
Yaşamanız bu toprakta.
Mustafa Kemal
O su ateş rüzgar
Parıl parıl yeryüzünce
O hak
Dalgalanır Hindistan'dan Roma'dan
Konfüçyüs'ten beri Aristo'dan beri
O bayrak
Güzelliğin kişiliğin
sevginin
Sınırlarında
O inanmak
Öyle ulu ki öyle kahraman
ki
Vardığınızı sanırsınız
O uzak
Samsun'dan Ankara'ya
- Ordunun silahları alınmış
ve alınmakta
Atım acından hasta, çalmışlar
kılıcımı,
Üşürüm.
İçimde silah sesleri,
Sabaha kadar, tövbe tövbe,
Gecelerle dövüşürüm.
Kabzalarım vardı parıl parıl,
Altın elmas.
Getirmiştim ta Orta Asyadan,
Ta batı Avrupa hayran olmuştu,
Kalmış ağırlıklarınca
avuçlarımda yas.
Hepsi bir başka biçimdeydi,
Ama kardeşti tüfekle yay.
Onlarla yaşamam hızlanırdı,
Duyulurdu suyun ekmeğin lezzeti daha hoş,
Daha kolay.
Çalmışlar kılıcımı,
Vaktim bir ateşle kızıllaşır önce.
Sonra tarihler tarihler döğer içimizdekileri,
O kadar hafif, o kadar yalın,
Kılınç olur düşünce.
|