3. AHMET
ALTAN HAYATI (1950 - ….)
Orta ve lise öğrenimini çeşitli
okullarda tamamladıktan sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesine
devam etti, İstanbul Üniversitesi İktisat
Fakültesi'ni bitirdi. Yirmi dört yaşında
gazeteciliğe başladı. Gece muhabirliğinden,
genel yayın müdürlüğüne
kadar gazeteciliğin hemen hemen bütün
kademelerinde çalıştı. 1987 yılında
köşe yazarı oldu, 1990' da genel yayın
müdürüyken ara verdi. Çeşitli
televizyon programları hazırladı. Bir çok
yazısından dolayı yargılandı ve
1995 yılında bir buçuk yıl hapse
mahkum edildi.
ESERLERİ
İlk romanı Dört Mevsim Sonbahar 1982'
de yayınlandı. 1985'te yayınlanan ikinci
kitabı Sudaki İz, toplatıldı ve müstehcenlikten
yargılanarak mahkeme kararıyla yakıldı. Üçüncü romanı Yalnızlığın Özel
Tarihi 1991'de basıldı. Dördüncü romanı olan
Tehlikeli Masallar 1996'da yayınlandı ve rekor
sayılaak baskı sayısına ulaştı.
Deneme kitapları Geceyarısı Şarkıları 1995'te,
Karanlıkta Sabah Kuşları 1997'de yayımlandı.
Ahmet Altan'ın 1998'de yayınlanan romanı Kılıç Yarası Gibi,
1999 yılı Yunus Nadi Ödülü'nü kazandı.
Kristal Denizaltı adlı denemesi 2001'de, İsyan
Günlerinde Aşk adlı romanı 2001'de
ve Aldatmak adlı romanı 2002'de yayımlandı.
Saadet
Fosillerden, kurumuş dal parçalarından,
kemik artıklarından elmas yapmak tabiat için
neyse,
saadet de beşer için odur,
kıymetsiz şeylerden kıymetli bir şey
yaratmak,
ruhumuzdaki süprüntülerden paha biçilmez
mücevherler yapmak..
Zor ve meşakkatli bir iş,
tabiatın her parçasında elmas bulamadığımız
gibi
her insanın ruhunda da saadet bulamayabiliriz...
Ama az da olsa, elmaslar gibi saadetler de var....
Beyhude
Yalnızlık bir uçurumsa eğer
beni en dipte bulabilirsin.
Gelmek istersen eğer çekinme sen de gelebilirsin.
Nasıl olsa
Bu uçsuz bucaksız gönül tarlalarının
sonunda
Hayata küsmüşlerin yeşerttiği
Suya kavuşmuş toprak gibi canlı
Sevgi çiçekleri açan bahçelerden çok
var.
Çekinme gel
Burada her yalnıza yer var.
Yalnız,
Sakın buradaki yalnızlara imrenme.
Bütün bu güzelliklerin içinde
yaşayan
Yaşıyormuş gibi görünen biz
yalnızların ulaşamadığı
Güzellikler çok daha fazla acı veriyor
bana
Bakıp da görememek nedir bilir misin?
İsteyip de alamamak, sevip de okşayamamak.
Bu yüzden ne olur
Sen yukarıda kal. Fırsat bulursam
Ben sana gelirim.
Özlemek
Birden özleyiveriyorsunuz...
Çoktan unuttuğunuzu sandığınız
ya da yalnızca bir kere karşılaştığınız
ve özlemek için yeteri kadar tanımadığınız
birini
bir sabah çılgınca özleyerek
uyanıyorsunuz.
Rüyalarınız, içinizdeki o gizli,
esrarını ele vermez büyücü,
siz çarşaflarınızın arasında,
bütün tehlikelerden uzak,
güvenle yattığınızı sandığınız
bir anda,
usulca ruhunuza sokulup,
sizden habersiz oralara yığılmış cephanelikleri
birer birer ateşleyiveriyor.
İnfilaklarla sarsılarak uyanıyorsunuz.
Hayatınızda olmayan birini hayatınıza
almak,
ona dokunmak,
onun sesini duymak için kıvranırken
buluveriyorsunuz kendinizi...
Özlemek, o yakıcı istek,
bilinen herşeyi ve önem sırasını değiştiriveriyor.
Özlediğiniz ise çok uzaklarda...
Yanında olmasını istediğiniz
halde
yanınızda olmayan bir tek kişi,
yanınıza bile yaklaşmadan,
hatta onu özlediğinizden
ve onu istediğinizden haberdar bile olmadan,
bütün hayatı,
bütün görüntüleri eritip
başka kılıklara sokuyor...
|