Dostlar
 

ufuktakisiirler.com da küçük yenilikler yapılmış bulunmaktadır. Umarım beğenirsiniz.

Sevgi ve saygılarımla

 
ÜNLÜ ŞAİRLERDEN
   
 

29. ENİS BEHİÇ KORYÜREK HAYATI (1891- 1949)

20. yüzyıl şairlerimizden. Enis Behiç Koryürek İstanbul'da doğdu. Mülkiye'de okudu. Okulu bitirince Dışişleri Bakanlığı'nda görev aldı. Bükreş ve Budapeşte'de görevlendirildi (1915-22). Yurda dönünce çeşitli devlet kuruluşlarında çalıştı. İlk şiirlerim şehbat dergisinde yayımladı. Daha sonra Ziya Gökalp'in etkisiyle Milli Edebiyat akımına ilgi duydu. Beş Hececiler'e katıldı. Bu arada aruz ölçüsünü bırakıp hece ölçüsünde şiirler yazmaya başladı. Deniz ve denizcilik üzerine ahenkli, coşkulu şiirleriyle tanındı.

ESERLERİ

Miras, Varidat-ı Süleyman,

Ey Türk Eli

Ey Türkeli, ben uzaktan gelen yorgunum.
Dinle beni, ben de senin bir öz oğlunum.
Geceleyin çölde yalnız kalan yolcu bir
Solgun ışık farkedince nasıl sevinir,
Nasıl bütün ümidini bağlarsa ona,
Ben de öyle yadelinden baktım vatana.
Sen uzaktın benden, fakat kalbim senindi.
Ey Türkeli, hasretin ta ruhuma sindi.

Bir kasırga alt üst etti dünyayı bütün.
Kanlı, viran mabedinde tarihin bugün
Kaç hükümdar tacı kandil olup asıldı...
Kaç istiklal gömmek için mezar kazıldı...
Bu kazılan mezarlardan biri en derin.
Bu en derin mezar senin, ey vatan senin!
Kızıl gökten çalacaktı ayla yıldızı
Ölümünden şenlik yapan kefen hırsızı.
O karanlık günlerinde, gönlümüz kara,
Bağrımızda sefillerin açtığı yara,
Ellerimiz bağlı matem zincirleriyle.
Neslimizin bezgin ömrü bütün hâile,
Şehid olan emellere hep hazin, hazin
Ağlamaktan nuru söndü gözlerimizin.
Dinleyerek baykuşların kahkahasını
Millet kara bayraklarla tuttu yasını.

Bugün ki biz Hak yolunda kanını döken,
Bugün ki biz bin kahrile hurdahaş iken
Yekpâre bir çelik olmuş sine sahibi
Bir milletiz, kükremişiz yanardağ gibi...
Bugün ki biz, alçakların hakaretinden
Varlığında kıyametler kopup cûşeden
Yıldırımlı bir ummanız, uğulduyoruz;
Zulme karşı Tanrı hışmı oldu Ordumuz.

Biz daha dün öyle bedbaht olanlarız ki.
Öyle göğsü hicran ile dolanlarız ki.
Rûhumuzun zırhı oldu ıztırâbımız...
Bahtımızla budur, dedik, son hesâbımız.
Varsın gelsin arzın daha bin beliyyesi!
Öcümüzün sayhasıdır topların sesi.
Felaketler pençemizde oyuncak oldu...
Yangınlarla bütün vatan alsancak oldu...
Bir kırılmaz yalınkılıç gibi hıncımız.
İmanını kalkan etti her akıncımız...
Tayfunlara yoldaş oldu nâra salan Türk!..
Hey koca Türk, Tanrısından kuvvet alan Türk!.

"Zafer" azgın bir küheylan; koşar, şahlanır;
Sırtındaki şehsuvarı pek çabuk tanır.
Bu şehsuvar, küheylâna daha binerken
Yelesinden bir tutar ki, azgın at hemen
İlk mahmuzda anlar nasıl binicisi var.
Yol ver artık küheylana, şanlı şehsuvar!
Sen korkusuz, güçlü, hakim oldukça ata
Atın seni erdirecek her saltanata.
Onu ne dağ, ne deniz durduracaktır.
"Zafer" seni uçuracak... Uçuracaktır...
Fakat bil ki: İrâdende sarsıntı varsa,
Gönlünü bir lâhza için korku sararsa,
Ya gözlerin kararırsa böyle uçuştan,
Veya biraz mestolursan, dalgınlaşırsan
"Zafer" seni birdenbire sırtında atar;
Attan düşen nallarının altında yatar...

İşte biz ki ta ezelden beri atlıyız,
Asırların göklerinde biz kanatlıyız.
Kanımızın ateşinden şimşek yarattık;
Bu şimşekle küheylana bir kırbaç attık.
"Allah!" diye haykırarak "Zafer" imize
Hurûşettik Sakarya'dan ta Akdeniz'e...
Âtîlere koşuyoruz gençlikle, şanla...
Şan beraber koşar Hakka doğru koşanla.

İstanbul - 1922

Hatıra

Geçsin günler, haftalar,
Aylar, mevsimler, yıllar...
Zaman, sanki bir rüzgar
Ve bir su gibi aksın...
Sen gözlerimde bir renk,
Kulaklarımda bir ses
Ve içimde bir nefes
Olarak kalacaksın…

Sevgi

Nasıl söylesem bilmem,
Ve anlatsam ne ile?
Bu öyle bir duygu ki
Gelmez kaleme, dile...
Sen varsın bakışımda,
Her nefes alışımda,
İçimde ve dışımda,
Günahlarımda bile!

Gözümde, hayalimde
Hiç sorma ki neler var...
Sendedir ufukları
Ve ancak sana kadar...

Dünyayı iki şeyden
İbaret bilirim ben;
Biri, her şey olan sen!
Biri, sen olmayanlar!