| |
18. CAHİT KÜLEBİ HAYATI
(1917 - 1997)
Cahit Külebi Zile'de doğdu. Yükseköğrenimim Öğretmen
Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde
tamamladı (1940). Antalya Lisesi, Devlet Konservatuarı,
Gazi Lisesi'nde öğretmen olarak görev
aldı. Bakanlık müfettişliği
ve İsviçre bölgesi Kültür
Ataşesi olarak görev aldı. Kültür
Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı'na
ve Türk Dil Kurumu Genel Yazmanlığına
getirildi. şiirleri 1938 yılında yayımlanmaya
başladı. Bu önemde Gençlik, Varlık,
Sokak, İnsan, Söz. Yaratış ergilerine
yazdı.
Anadolu insanının sade ve yalın hayatım
içtenlikte dite getirdi. Kent ve köy dolaylarında
yüzyıllarca süregelen türkülerimizin
sıcaklığım üslubuyla yakalamaya çalıştı.
Yeşeren Otlar adlı şiir kitabıyla
Türk Dil Kurumu 1955 Edebiyat Ödülü'nü,
Yangın adlı kitabıyla Yeditepe şiir Ödülü'nü kazandı.
ESERLERİ
Bütün Şiirleri, İçi Sevda
Dolu Yolculuk, Güz Türküleri , Şiir
Her Zaman,
Rüzgar
Şimdi bir rüzgar geçti buradan
Koştum ama yetişemedim,
Nerelerde gezmiş tozmuş
Öğrenemedim.
Besbelli denizden çıkıp
Kıyılar boyunca gitmiştir,
Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu
Yüreğini allak bullak etmiştir.
Sonra başlamış tırmanmaya dağlara
doğru
Bulutları koyun gibi gütmüştür,
Okşayıp otları yaylalarda
Büyütmüştür.
Köylere de uğradıysa eğer
Islak, karanlık odalarda beşik sallanmıştır,
Güneş altında çalışanlara
İmdat eylemiştir.
Sonra başlayıp alçalmaya ovalara doğru,
Haşhaş tarlalarında eflatun, pembe,
beyaz,
Kıraçlarda mavi dikenler..
Toz toprak gözlerine gitmiştir.
Şehirlere uğramış ki yanımdan
geçti,
Haşhaş çiçeğine benzer
kızlar görmüştür,
Bir gülüş, bir tel saç, allık
pudra
Alıp gitmiştir.
Şimdi bir rüzgar geçti buradan
Koştum ama yetişemedim,
Soraydım söylerdi herhalde
Soramadım.
Dostlara Türkü
Dostlar bilin ki burda
Bir fakir Cahit Külebi
Garaja çekilmiş hurda
Paslanmış kamyonlar gibi
Bekler durur Ankarada.
Ne kadın, ne aşk, ne
kumar
Ne çalışmak, akşamadek;
Yüz vermez oldu sokaklar
Bir bardak su, biraz ekmek,
Yaşa yaşadığın kadar!
Gel be dünyalık hevesim
Sokul bir parça yanıma!
Toplasalar çıkmaz sesim
Bütün kızları başıma,
Gelmez elimi süresim.
Hasreti yeşerten, ufak
Ufak esen mavi rüzgâr
Nerde rüyalı ve uzak
Bildir gezdiğim tarlalar!
Dul bir kadın kadar sıcak!
Ölümlü İnsanlar için
Hepiniz öleceksiniz!
Tanrı katına çıkacaksınız
utanmadan!
Ruhlarınız koyup kaçacak sizi!
Topraklara gömüleceksiniz.
Kurtlar, böcekler, solucanlar
Sevinçle saldıracak üstünüze.
Elleriniz bomboş kalacak,
Kimse bakmayacak resminize.
Sevilmiş kadınların
hayali
Dumanlar gibi dağılacak;
Faydaydı, şöhretti, merhametti
Semtinize uğramayacak.
Gözleriniz yok artık!
Dünyamızı göremeyeceksiniz!
Okşamak, gülmek, konuşmak
Yok olmuş bir selde yüzeceksiniz,
Yavaş yavaş çürüyeceksiniz |