12.
AYDIN HATİPOĞLU
HAYATI (1940 - )
1940 yılında Urfa'da doğdu. Haydarpaşa
Lisesi'ni bitirdi. İki yıl İstanbul Üniversitesi
Hukuk Fakültesi'ne devam ettikten sonra, İstanbul Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nde
okudu. 1958'den bu yana şiirleri Yelken, Ataç,
Yeni Gerçek, Gelecek, Yansıma, Varlık,
Karşı, Gerçek Sanat, Evrensel Kültür,
Güzel Yazılar gibi edebiyat dergilerinde yayımlandı.
Yeni Gerçek (1967) ve Gelecek (1971) dergilerinin
kurucuları arasında yer aldı. Türk
Edebiyatçılar Birliği, PEN Yazarlar
Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası, Nazım
Hikmet Vakfı, Emin Türk Eliçin Vakfı yönetim
kurullarında, BESAM'ın kurucular kurulunda
ve çeşitli ödüllerin seçici
kurullarda görev aldı. TRT ve TV8'de bazı programların
yazarlığını ve danışmanlığını yaptı.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin yayımladığı Bizim
Gazete'de köşe yazarlığı yapıyor.
1960 kuşağı toplumcu şairleri arasında
imge örgüsündeki sıkı doku,
inançlı bir kararlılık, tüketmek
bilmez yarın umudu, yöresel özellikleri çağdaşlık
potasında eritme, anlamı ve sesi şiirin
bütününe yayma özellikleri ile öne çıkan şiirler
yazdı.
ESERLERİ
Çömçe Gelin (1966), Gebe (1968), Hoyrat
(1973), Beynim Yüreğim (1978), Ben Size Konuk
Gelende (1979), Son Değil (1983), Aşk/Olsun
(2002), Yalnız Karanfil Sokağı (2003) ÇOCUK ŞİİRLERİ ;
Pembe Pamuk Şekeri (2003)
Hanım
Eli
Gün mü uyanıyor
Gül mü
Yaprağında çiğ tanesi
Kokla/sam
Süt mü sızmış balam
Gül memelerden
Bir bebek gülüverse
Okşasam
Seher yeli geçer
gibi
Gelin dalından
Dağıtsan saçlarını
Uzan/san
Bir çin porseleni
kadar saydam
/Sırçadandır gümüş teni
sırçadan/
Düşlerin ürperir mi
Dokunsam
Sanki mermer heykellerde
yaşayan
Kadim yunan
Yakın dursa da
Uzak san
Bir de pamuk toplarken
gör
tarlalarda
Türküsünü tutturmuş mu sana
usuldan
/İnci takmış sedef gerdan üstüne/
Düşün/sen
Pembe bulutlar dağılır yüzünde
Ak laleler gibi durur elleri
Eğilip su içer gibi çeşmeden
Öpsem
Nisan
Suların uzak denizlere vardığı yerde
Uçsuz zamanlar çiçeği
Lanetli zakkum
Sağıyor yitirilmiş maviyi ıtırlardan
Yüzüm bulutlara boyanıyor
Ey çocuk aklım
Savruk bir yağmur
sonrası
İçe kapanış
Duyarsızlığı sürüyor üstümüze
Sekerek bir küfürden geçiyor pırıltısı
Ne yağmur duyuyor sesi
Ne pencereler
Her şey yarım
yamalak
Yarım yamalak sevi
Bir kadın köpeğini salıyor özgürlüğe
Koşup bütün zamanlara sığıyor
sevincini
Gizemli perdeler sarmalıyor evi
Tanığımdır yaşlı çam
Sarmaşık sömürgesi
Hayatı savunan nefesin nefesimde
Bir sese nişanlıyorum solgun bir sesi
Yalnızlık bakıyor aynadaki resimde
Bahar Şarkısı
Bahardır damıtılan
Umudun imbiğinden
Üveyikler biliyor
Dağların eteğinde
Gelin gülüşü gibi
Ellerin apak
Ne kadar yakışıyor
Bir bebek sevincine
Suyun dibinde çakıl
Duru soluğun okşar
Eğilmiş de yüzümü
Dudaklarım duyuyor
Ne incecik gelincik
Ne gümrah mor menekşe
İçim papatya tarlası
|